Bi’çay Şu An Buradasınız!

Bilirsiniz Karaköy’ün hayranı çoktur. Bir de Karaköy’de bir güzel mekan vardır ki, hayranı daha da çoktur. Tabii haklısınız her biri birbirinden güzel Karaköylü mekanların. Burasını Çayperest de hayli sevdi; Dem Karaköy kendisi. Tam 60 çeşit çayı var efendim, nasıl sevmeyelim? Kendisini sevelim diye böyle sevimli hareketler yapmış, nasıl sevmeyelim? Evet, 2 defa dediğimi biliyorum, işte öyle sevdiysem demek ki. İnce…

Herkes #tgif’lerle cumanın coşkusunu yaşayadursun, biz bi çay içip gelelim. “Cuma cuma çay mı içilir?” demeyin, “çay da kafa yapıyor” demiştik önceden. Belediyenin bize sunduğu nimetlerden metroyu kullanalım dedik, Cevahir’ indik. Oralarda güzel yer de bulmak zordur aslında. İstanbul’un en kalabalık yeri olduğundan her yer tıklım tıklım insan dolu olur genelde, yollar da dahil. “Nereye otursak, nereye? O piti piti…

Şimdi sizlere sıcak yaz gününde serinleten bir yeri anlatacağım. Öncesinde ayakkabılarınızı çıkarmanız gerek hazırlanmanız için. Çünkü hikayemiz şırıl şırıl bir dere içinde geçiyor. Ve ayakkabıyla girmenizi hiç istemeyiz. Islanıp eskimesin pabuçlarınız. Bursa’da bir güzel Misi Köyü vardır. İçinden Nilüfer Deresi geçer ki oranın yerlileri “Misi Deresi” diye çağırır. Bu derenin kenarlarına çay bahçeleri, kahvaltı yerleri kurulmuş, iyi ki de kurulmuş.…

Gecenin hiç bir şeyinden değil, “Bir özlem var içimde uzaklara doğru” Benim için uzakların adı Karadeniz. Evet, yıl olmuş 2015 ama hala uzaklar diye bir şey var ve herkes orada. Uzakların özlemiyle beraber anılar da nüfuz ediyor tabii. Ve uzaklardakilerimle içilmiş çaylar da devamında. Uzakların geçici bir süre yakın olduğu anlarda hayatımda “abla, kardeş, eş, dost, arkadaş” olarak yer etmişlerimle…

İyice klişeleşmiş “Kahvaltının mutlulukla bir ilgisi” olması sözü hakikaten doğru sevgili müptelalar. Ve bence kahvaltının sınırsız çayla da bir ilgisi olmalı. Bugünkü durağımız Moda Van Kahvaltı. Moda iskeleye doğru inerken yokuşun başında, sol tarafta kalıyor. İçeri girdiğinizde bir merdiven sizi karşılıyor ağaçlısından. Merdivenlerin sol tarafı masalarla dolu. Ben ve misafirimin (misafirim eksik olmaz) bir Pazar günü yolu Moda Van Kahvaltı’ya…

İlk göz ağrımdır bu şirin yer. İstanbul’a taşındıktan sonra, ilk iş sabahımda ofis yolunda karşılaştık Cafe’m Retro ile. Sıkış sıkış otobüs camına yapışmış halde “Neden geldim İstanbul’a?” diye düşünürken bu güzeli gördüm. Yolda giderken birden “Aman tengrimm” dedirten o erkeği gördüğünüzde bedeninizin aksine kafanızın, o erkeğin istikametine doğru yol almak istediği anlar olur ya işte öyle bir andı. Sevimli hayalet…

Çay demleniyor, lütfen bekleyiniz...

Pardon Bir Dakika Bakar Mısınız?

Senin için çay kokulu yazılar demliyoruz. Posta kutunu çay kokusu sarsın istiyoruz. E-posta adresini ve adını paylaş ki, yazılarımızı soğutmayalım.
Close