Öyle gezinirken internette (Ben daha küçükken sörf yapmak denirdi buna ve aklımda neler kurduğumu hayal edemezsiniz.) karşıma birden Alice çıktı. Bizim Alice yahu, hani şu Harikalar Diyarı’na bileti olan. İşte o diyarda bir bölüm vardır “Deli İşi Bir Çay Toplantısı” adında müptelalar. Çayperest Alice’i de sever, Harikalar Diyarı’nı da sever lakin Deli İşi Bir Çay Toplantısı’nı ayrı sever. Belki biz de bir gün “Çayperest”ler olarak deli işi bir çay toplantısı yaparız. Çayı sevdiğim(iz) kadar “Ben çiçeklileri, renklileri, delilerim severim, bir de delilikleri

Kısa bir bilgi vermek gerekirse çay partisine dair;

“Mart Tavşanı, Şapkacı ve Fındıkfaresi sürekli çay partisindeler çünkü bir konser sırasında Şapkacı, Zaman’ın kalbini kırmış. Kırmızı Kraliçe “Yakalayın! Zamanı öldürüyor!” diye feryat edince, Zaman ile araları bozulmuş ve hep saat altıda kalmışlar. Yani çay saatinde. Öyle ki zavallılar fincanları yıkamak için bile zaman bulamıyorlarmış, çünkü hep çay saatiymiş.”

tea party

Şimdi bir Alice’in partisine uğrayalım, bakalım çaya dair neler varmış bu çay partisinde.

alice in wonderland

1.

“Take some more tea,” the March Hare said to Alice, very earnestly.

“I’ve had nothing yet,” Alice replied in an offended tone, “so I can’t take more.”

“You mean you can’t take less,” said the Hatter: “it’s very easy to take more than nothing.”

“Nobody asked your opinion,” said Alice.”

 

Mart Tavşanı ciddi ciddi, Alice’e, ”Biraz daha çay alın” dedi.

Alice gücenik bir sesle, ”Zaten bir şey almadım ki daha alayım!” dedi.

Şapkacı söze karıştı ”Nasıl daha az alayım demek istiyorsunuz galiba. Çünkü ‘hiçten’ daha fazla alınabilir pekâlâ.”

Alice ”Kimse sizden düşüncenizi sormadı ki” dedi.

alice harikalar diyarinda

2.

“Yes, that’s it! Said the Hatter with a sigh, it’s always tea time.”

 

“Evet” dedi Şapkacı “Burada daima çay saatidir.”

it is always teatime

3.

“Up above the world you fly,

Like a tea-tray in the sky.

Twinkle, twinkle–”

The Hatter

 

“Gökyüzünde uçarsın.

Çay tepsilerine konarsın.

Pırıl pırıl…”

Şapkacı

4.

A bright idea came into Alice’s head. “Is that the reason so many tea-things are put out here?” she asked.

“Yes, that’s it,” said the Hatter with a sigh: “it’s always tea-time, and we’ve no time to wash the things between whiles.”

 

Alice’in kafasında bir şimşek çaktı ”Demek onun için masada bu kadar çok çay takımı var?” diye sordu.

Şapkacı içini çekerek ”Evet ya” dedi. ”Hep çay zamanı, takımları yıkayacak vakit bulamıyorum doğal olarak.”

5.

Alice tried to fancy to herself what such an extraordinary ways of living would be like, but it puzzled her too much, so she went on: “But why did they live at the bottom of a well?”

“Take some more tea,” the March Hare said to Alice, very earnestly.

 

Alice, bu kadar acayip bir yaşayış nasıl olur acaba diye düşünmeye çalıştı, ama baktı ki aklı büsbütün karışıyor, onun için başka bir şey sormaya kalktı: ”Neden kuyu dibinde yaşıyorlarmış peki?”

Mart Tavşanı ciddi ciddi, Alice’e, ”Biraz daha çay alın” dedi.

tea_party_march-hare_mad-hatter_alice-in-wonderland

6.

He came in with a teacup in one hand and a piece of bread-and-butter in the other. “I beg pardon, your Majesty,” he began, “for bringing these in: but I hadn’t quite finished my tea when I was sent for.”

 

Mahkemeye bir elinde çay fincanı, ötekinde tereyağlı ekmekle gelmişti. “Bunları birlikte getirdiğim için bağışlayın beni Kral Hazretleri” diye söze başladı “fakat beni çağırmaya geldiklerinde çayımı henüz bitirmemiştim.”

Alice-in-Wonderland-Tea-Party1

7.

“I’m a poor man, your Majesty,’ the Hatter began, in a trembling voice, –and I hadn’t begun my tea–not above a week or so–and what with the bread-and-butter getting so thin–and the twinkling of the tea–”

`The twinkling of the what?’ said the King.

`It began with the tea,’ the Hatter replied.

 

“Ben zavallı bir adamım Kral Hazretleri” dedi. “Çaya henüz başlamıştım… Bir hafta ya var, ya yok… Sonra hem tereyağlı ekmek azaldı, hem çay çıtırdadı.”

“Ne çıtırdadı?” diye sordu Kral.

“Önce çay” diye yanıtladı Şapkacı.

alice in wonderland

 

8.

“I’d rather finish my tea,” said the Hatter, with an anxious look at the Queen, who was reading the list of singers.

 

Şapkacı, şarkıcıların adlarını okumakta olan Kraliçe’ye ürkek ürkek bakarak “Bari çayımı bitireyim.” dedi.

9.

“It was a curious dream, dear, certainly: but now run in to your tea; it’s getting late.” So Alice got up and ran off, thinking while she ran, as well she might, what a wonderful dream it had been.

 

Alice, ”Aman öyle acayip bir düş gördüm ki” diyerek şu okuduğumuz acayip serüvenin anımsayabildiği kadarını ablasına anlattı. Bitirdiği zaman ablası onu öptü ve ”Gerçekten acayip bir düşmüş” dedi, ”ama şimdi koş da çayını iç, geç oldu”. Alice yerinden fırladı, koşmaya başladı, koşarken de ”Ne işitilmedik düştü” diye düşünüyordu.

Alice_in_wonderland_1951

Bunlar bazı kesitler sadece deli işi Harikalar Diyarı’ndan. Bence okunası, izlenilesi, içilesi şeyler var bu kitapta. Güzel delirmeler müptelalar.

Yazar Hakkında

Sonra Belki Çay İçeriz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Çay demleniyor, lütfen bekleyiniz...

Pardon Bir Dakika Bakar Mısınız?

Senin için çay kokulu yazılar demliyoruz. Posta kutunu çay kokusu sarsın istiyoruz. E-posta adresini ve adını paylaş ki, yazılarımızı soğutmayalım.
Close