Üzgünüz efendim, çok üzgünüz. Hiç şiir okumamış insanlar, türkü dinlememiş, türkü söylememiş, hiç çocukla çocuk olmamış, gökyüzüne bakmamış, yıldızları saymamış, hiç tencere dibini sıyırmamış, sokakta koşturmamış insanlar ne kadar kötüyse, o kadar üzgünüz.

hic siir okumamis gibi kotusunuz

Aldım bir bardak çayımı karşıma, konuştukça konuştum. Çay içerken hep bir gitmek geçer içimden, bir türlü tatmin edemediğim. Bir insandan gitmek, bir insana gitmek. Her bitiş bir başlangıçtır demek gibi olan gitmeler. “En uzak mesafe; iki kafa arasındaki mesafedir, birbirini anlamayan.” diyen Can Yücel ne haklı. Doğu ile Batı arasındaki kilometrelere kafa tutan da biz, otobüste yan yana oturduğumuz insanı anlama güzelliğinden yoksun olan da. Her gün “Hepimiz kardeşiz, bu kavga ne diye?” nidaları atarken ayakta gitmemek için birbirimizi çiğniyoruz, cama kar attı diye birbirimizi öldürüyoruz, kesip biçip birbirimizi bir de güzelinden çöpe atıyoruz. Can abi haklı değil de ne? Kilometreler, kıtalar değil insanları ayıran, birbirini anlamayıp anlamış olduğunda ısrar eden kafalar, gönüller. Fırsat verseler dünyayı kurtaracak fikirlerimizi kalabalığın ortasında patlatmak. İşte en zor mesafe patlamanın ortasında olan ve patlamanın ortasında olmayan iki insan arasındaki mesafe. Artık atmayı bırakan kalp ile atmayı bırakan kalpten gurur duyan öteki kalp arasındaki mesafe. İkisi de kalp. Ve daha kötüsü şu ki; atmaya devam eden kalp ile atmayı bırakan kalplerin bedenleri farklı olsa da mesafeler değişmiyor artık, değiştirmiyoruz mesafeleri.

Gel dedim çay içelim seninle; havadan sudan, memleketten, bizden konuşuruz. Belki azalır mesafeler çayın deminde. Bir demli çaya kandırırız acıları da mesafeleri de. Memleketten bahsetmeyelim, vazgeçtim. Bir korku, bir hüzün sarıyor her yanımı. “Korkma ben varım” desen de, masada çay bardakları ve senin ellerin olsa da geçmiyor o korku. Sadi-i Şirazi’nin “bir dirhem et, birkaç damla kan, bir yığın endişe”si düşüyor aklıma. Önümüz arkamız sağımız solumuz endişe. Neden biliyor musun? Hepimiz ölecek yaştayız, çünkü hepimiz öldürülecek yaştayız.

iki cay

Çaylarımız geldi, ısındı içim. Sen gülünce çoktan ısınmıştı ama birazını çaya sakladım. Gülüşün, çay ile aramıza girecek olduğundan değil; çayın ısıttığı kalbimi de sana yorayım diye. “Seninle içilen çay bile bir başka” diyebilmek için. Çay bardaklarımız hep ikimizden daha mı yakın olacak birbirine? Hep karşılıklı mı oturacağız? Çay içerken hep bir gitmek geçer içimden demiştim. Yazar “sana gitmek” dururken, “senden gitmesin” kitabın sonunda. Sevdiğim bir dizide geçiyordu “Ihlamuru kaç şekerli içtiğini bilmiyorum ve böylece ben sanki ona geç kalmış gibi hissediyorum. Evet var bu his ama tam da bu devrede “Belki de biraz geç rastladım sana ama her şey geç gelmiyor mu yurdumuza?” sözleri geliyor Cemal Süreya’nın. Geç ya da erken değildir hiçbir şey. Şartlar şu anda olgunlaşmıştır, çay şu anda demlenmiştir, çayı beraber yudumlamamız için biçilmiş zaman şu andır.

cay bardaklari bos

Bize ayrılan çaylarımızı bitirdik. Saatler önümüze devrildi biz konuşurken, bazen de konuşmazken. Konuşmayışlarımız çay bardağında doldu taştı. Çay dağıtalım demek istiyorum hiç şiir okumamış, hiç türkü dinlememiş, türkü söylememiş, hiç çocukla çocuk olmamış, gökyüzüne bakmamış, yıldızları saymamış, hiç tencere dibini sıyırmamış, sokakta koşturmamış kötü insanlara ama yine bir yığın endişe kuşatıyor etrafımı. Çünkü kötülerin de çayı var artık ve çayın muhabbetine, iyiliğine, güzelliğine varmadan çay içen kalpleri dilimiz döndüğünce lanetliyoruz. Klişeden değil, canı gönülden…
Yazın kötü, saçın kötü, üstün başın kötü, oturman kalkman kötü diyoruz da “Sen kötüsün” diyemiyoruz. Yazını düzelt, saçını düzelt, üstünü başını düzelt, oturmanı kalkmanı düzelt diyoruz da “Kalbini düzelt” demiyoruz.

Bir kalbiniz vardı, onu hatırlayınız efendim!

su kalbinizin yerini hatirlayin

Yazar Hakkında

Sonra Belki Çay İçeriz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Çay demleniyor, lütfen bekleyiniz...

Pardon Bir Dakika Bakar Mısınız?

Senin için çay kokulu yazılar demliyoruz. Posta kutunu çay kokusu sarsın istiyoruz. E-posta adresini ve adını paylaş ki, yazılarımızı soğutmayalım.
Close