Hey Corç, versene borç; herkese çay ısmarlamak istiyorum. Ama herkese. Eskimolara içlerini ısıtacak sıcacık bir çay söyleyelim mi? Sokakta kavga edenleri çay ile ayıralım, bar menülerine 50 cc çay ekleyelim mi? Doğum gününde sana caysepeti.com’dan bir paket gelecek, sakın soğutma, arayı da soğutma…

Kahveyi, biberi, kaşı, gözü “Bana Kara Diyen Dilber” şiirine ekleyen Karacaoğlan, ÇAY’ı unutmuş. Tatlı bir sitem ederek sohbetimize devam edelim.

Ne demiştim, herkese benden çay. Ömür boyu toplu taşıma araçlarını öğrenci fiyatı üzerinden kullanmak isteyenlere, fışkiyelerde doyasıya ıslanmayı sevenlere, üşenmeyip ansiklopedilerce bilgiyi sadece mikroskopla okunabilecek şekilde yazabilenlere, Pazartesi sendromunu iliklerine kadar yaşayanlara, tatile doyamayanlara, çorabının tekini bulamayanlara, aradığı şeyi ilk baktığı yerde bulanlara, dizilerin sadece bir diziden ibaret olduklarını bilse de saatlerce kötü adama söylenenlere, ofsaytı açıklayamayanlara ve karşı cinsin futbol bilgisini ofsayt ile ölçenlere, kısaca nefes alıp veren herkese çay doldur be meyhaneci.

Kafası güzel su-i zanında veya hüsn-i zanında bulunmuş olabilirsiniz, boynum kıldan ince. Hem böyle güzel bir sıfatın, beni ifade etmesi için tek ve yegane farzı yerine getirdim, çok içtim. Napayım, tiryakisiyim. Kötü alışkanlıklarımın baş tacı. Biz Karadenizliler’in bu kutsal içeceğe biraz farklı yaklaşmasından olsa gerek, yemek yapmaya başlamadan önce çayı koyarız ocağa ki; ne yemekten öncesine ne yemekten sonrasına, yemekle aynı anda hazır ve nazır olsun. İçiyosak sebebi var hem; yazın harareti alır, kışın içimizi ısıtır. Ve evlerimiz çay kokar bizim.

Çay dedik o kadar, hepimizin abisi İsmail Abi’nin kulaklarını da çınlatmamak olmaz. İsmail Abi’nin pek bir muhterem sözü der ki; “Adamlar bana çay verdi. Çay veren adam hiç kötü olur mu?” Olur mu, siz söyleyin. Çay; otur konuşalım demektir. Ya “Anlatacaklarım var”ın ya da “Anlat bakalım”ın habercisidir. Çay hem bayramlar gibi şen, hem gece gibi sessizdir. “Sor bakalım, çay içtiği biri var mıymış” gibi bir soru peyda edecek kadar başlangıç, “Oldu oldu, olmadı çay içeriz” kadar bitiş, “Sonra belki çay içeriz” kadar umutludur, “Gidersen çay bardağımı kırarım” kadar “Gitme” der. Anonim sözlerden sıyrılarak ilgiyi Aşık Veysel’in pek kıymetli sözüne çevirmek istiyorum.

“Benim sana verebileceğim çok bir şey yok aslında. Çay var içersen, Ben var seversen Yol var gidersen…”

Çayın en mütevazi, en temiz hali. Ömür boyu onun çayını demleme sebebi, sevme sebebi. Hem zaten çay sevmeyen birine gönül vermeyelim. Çünkü çay; ağız dolusu muhabbetin sıvı halidir; samimiyetin sunulma biçimidir, iyi niyetin yeşil ışığıdır, modern zamanlarda sevmektir. Benim çay ile ilgili söyleyeceklerim bitmez, fazla uzatmadan sözü üstadlara bırakmak istiyorum.

Cahit Zarifoğlu kadınına hayranlığını, “Ve oturdu mu bir masaya …hakkını verirdi çay içmenin…” diyerek ifade ederken, Cemal Süreya’nın sevmek için bulduğu en güzel bahane de şu satırlardadır; “İki çay söylemiştik orda biri açık. Keşke yalnız bunun için sevseydim seni”

Ah Muhsin Ünlü, iki kişilik yalnızlığından bizi “Hadi iç de çay koyayım…” sözleriyle haberdar ederken; Oğuz Atay tek kişilik yalnızlığıyla “Biz çayın yalnızlığa iyi gelen tarafını da severiz.” der belki de içinden.

Cezmi Ersöz’ün “Çay, henüz herşey bitmedi demektir.” dizesi umut dolu bir günaydın gibiyken, Orhan Veli de hemen eşlik eder; “Çayın rengi ne kadar güzel, sabah sabah, açık havada!”

Murat Menteş sevme hissiyatını “Her gülümseyişinde tüm ülkeye çay ısmarlıyorum.” dizesiyle duyururken, Sunay Akın “Çay bardağında bırakılan dudak payı kadar bile uzak kalamam gözlerine” diyerek ayrılıklara göz dağı veriyor.

Son olarak ise Tarık Tufan, nacizane bir istekte bulunuyor;“Masada çay bardakları ve senin ellerin olsun.”

Ve daha nice üstadlar dizelerine çay serpmişler. Kulak verelim bu satırlara Corç. Bu satırları yaşatmak için bana borç ver ki, herkese çay ısmarlayabileyim.

Ben şimdi müsadenle biraz Balat’ta biraz Portofino’da biraz Barselona’da rengarenk evlere dalıp rengarenk düşler kuruyorum. Ve masada ellerim ve bir bardak çay. Gel ki, “Çay iki oldu” deme saadetini yaşayabileyim.

Yazar Hakkında

Sonra Belki Çay İçeriz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Çay demleniyor, lütfen bekleyiniz...

Pardon Bir Dakika Bakar Mısınız?

Senin için çay kokulu yazılar demliyoruz. Posta kutunu çay kokusu sarsın istiyoruz. E-posta adresini ve adını paylaş ki, yazılarımızı soğutmayalım.
Close