Muhabbet Bağı Şu An Buradasınız!

“Çay bardağında bırakılan dudak payı kadar uzak kalamam gözlerine” diyerek dibini gördüm bardağın, dibinde buldum kendimi “Hadi iç de çay koyayım” kısmında. Dudak payından iç de çay koyayıma gelene kadar olan zaman diliminde efkar basmadı değil. Kurduklarımdan değil, okuduklarımdan bu sefer. Ama başlıklar öyle güzeldi ki, insan daha başlığı okurken bile kendinden bir parça buluyor. Bakalım neler diyor bugün bize…

Bitti işte bitirdiler bunu da. Böyle durumlarda hep aklıma bir Behzat Ç. repliği gelir. Şule: Çok mu sevmiştin? Behzat Ç.: Bilmem. Ben sevmesini bilmiyorum herhalde. Kimi sevdiysem bana düşman oldu. Böyle işte. Bir diziden öte olan hangi diziyi sevdiysem ona düşman oldular. Sonunda da “Sen daha iyilerine layıksın” zımbırtısıyla mecburi final. Oysa ki benim daha yazacağım çok replik olmalıydı, bu…

Çayın Erdal Bakkal halini, İsmail Abi halini sevdik en çok. "Her şeyi salla ama çayı demle hacı" diyerek demledik çaylarımızı ve iple çektiğimiz Pazartesi akşamları oturduk ekran karşısına. Öyle insanlardı ki onlar, aradaki ekranı kaldırdılar ve hepimiz aynı mahallenin delikanlısı, komşu kızı olduk.Pazartesi akşamlarını muhabbetle dolduran ve dünyanın en güzel monotonluğu olan bu misafirliğin sonunda mutsuz olduk. Ama şimdi İsmail…

Durmadan düşünüyorum Ne çok öldük yaşamak için… Suruç, Çukurca, Şemdinli, Reyhanlı, İstanbul, İran, Suriye, İngiltere, ABD, Dünya… Her gün ölüyoruz, her gün öldürüyoruz. Ve sayfalar dolusu sıralanan sebepler din, dil, ırk gibi insanı insan yapan farklılıkların üzerine toprak atmak olsa da tek sebep önüne geçemediğimiz kibrimiz. Kibrimizi sindirip karşılıklı konuşamaz olduk. En basit muhabbetlerin bile haklı çıkanı olmak isterken, konu…

Karanlık ve sessizlik bir araya gelmişse ve henüz uykunun yolu sana düşmemişse zaman, “Biz, çayın yalnızlığa iyi gelen tarafını da severiz. Avuçlarken ince belli bardağı, hücrelere kadar hissettiren sıcaklığında unuttuk yalnızlığı.” sularını gösteriyordur. Turgut Uyar teşrif etmişse tekil çayıma, göğe bakmak gerekir. “Bu karanlık böyle iyi, afferin Tanrı’ya” diyor fısıltıyla, çünkü herkesin uyumasından hoşlanıyor kendisi. Ben de hoşlanıyorum ne yalan…

Yahu ben yazmışım yazmışım ama sizinle kendimi tanıştırmayı unutmuşum. Konserlerde de öyle olur ya, en az bir şarkıdan sonra sanatçı kendini tanıtır, sevenleriyle muhabbet eder. Hem çay da müzik gibi ruhun gıdası zaten. Çayperest'in konserine ara verelim o halde de tanışalım. Merhaba Müptelalar, Resimde gördüğünüz küçük kızım ben aslında. Kendi olmasa da aklı on yüz bin milyon havada, yaşı teoride iki haneli…

Çay demleniyor, lütfen bekleyiniz...

Pardon Bir Dakika Bakar Mısınız?

Senin için çay kokulu yazılar demliyoruz. Posta kutunu çay kokusu sarsın istiyoruz. E-posta adresini ve adını paylaş ki, yazılarımızı soğutmayalım.
Close